Reenkarnasyon

yorumsuz
293 views

İslamda reenkarnasyon mümkün değil midir?

Kuran, bu konuda bir karma sistem getiriyor. Yani, İlahî düzen bâzı ruhların tekâmülllerini ölüm sonrası âlemlerde sür­dürmesini, bazı ruhların ise tekrar insan bedeni kuşanarak dünya planında bir süre daha seyretmelerini öngörmektedir. Fakat, Kuranın hâkim tavn, tekâmülün ölüm sonrası kısmı­nın, dünya ötesi planlarda sürdürülmesi esasını kabuldür. Ya­ni reenkarnasyon mümkündür, ancak herkes için mutlaka iş­leyen bir kural değildir.

Ölüm sonrası hesabın ve buna bağlı olarak azap ve nimetlerin muhatabı yalnız ruh mudur, yoksa ceset ve ruhun beraberliği mi esastır?

Bu konu da çok tartışmalıdır. Öncülüğünü Gazâlî (ölm. 505/llll)nin yaptığı bir grup İslam düşünürü, ceset ve ruhun beraberliğini kabul eder. Hatta Gazâlî, filozofları küfürle itham ederken, delil olarak, onların bu beraberliği kabul etmeyişleri­ni de öne sürer.

Ruhlarda erkeklik ve dişilik söz konusu değildir. Dünya ötesi planlarda, yaşadığımız dünyanın zarûretlerinden olan ce­sedi, kaçınılmaz bir unsur gibi savunmak ve üç boyutlu plamn basit mekanizmalarını o ileri boyutlara taşımak, Kuranın tav- nna uygun düşmemektedir. Bize göre, Gazâlî’nin bu konudaki tavn son derece gariptir. Hesap anında Allah bizi belki bir bede­ne büründürecektir. Ama bu, dünyadaki bedenimiz olmayacak­tır.

Reenkarnasyon

Bu konuya güzel açıklamalar getiren düşünür-müfessir- lerden biri de, Türk bilgini Ömer Rıza Doğrul’dur. Tann Buy­ruğu adlı kıymetli mealinin giriş kısmında haşir konusunu an­latırken şöyle diyor: “Haşir ve neşir itikadının ruhu, Al­lah’a dönüş ve bütün hareketlerden hesap vermektir. Bu inancın bize bellettiği hakikat, insanın bu varlık âlemin­den ayrıldığı zaman bir beka âlemine kavuştuğudur ve mahiyetini bizim anlamamıza veya anlatmamıza imkân yoktur. O yeni yaratışta cismin yerini ne tutacak? Amel­lerin gölgeleri ve yankılan mı? Yani ruhlara amelleri ya­şatan yeni bir kılık mı verilecek, yoksa ona bizim tasav­vur ve idrâkimizden üstün bambaşka bir varlık mı sağla­nacaktır? Bütün bunlar, sonunda Allah’a dönüleceği, O’na kavuşulacağı inancı yanında küçülür ve bir kıymet arzetmekten uzak kalır. Esas mesele her insanın sorum­lu olduğunu ve hesap gününde bütün amellerinin hesa­bını vereceğini bilerek yaşaması, ebedî hayat için ona göre hazırlanmasıdır. Bu hesap dünyada başlar ve âhi- rette toptan görülür.”

Bir noktaya daha dikkat çekmek istiyoruz. Kuranın bazı ayetleri, son hesaptan bahsederken, âdeta amellerimizin bir kozmik kompütüre işlendiğini göstermektedir. Bu kozmik kompütürde sorumlu her birey’in bir disketi (Kur’an buna ki- tap-defter diyor.) vardır. Hesap gününde Cenab-ı Hak herkesin disketini, ilgili düğmeye basarak önüne getirecektir. Kuran şöyle diyor: “Her insanın yapıp-ettiklerini boynuna dola­dık. Kıyamet günü onun önüne açılmış olarak bulacağı bir kitap çıkaracak ve şöyle diyeceğiz: ‘Oku kitabını! He­saba çekici olarak bugün sana öz nefsin yeter.”

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+


Eklenme Tarihi: 21 Mayıs 2013

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın