Peygamberimizin Ahlâkı

yorumsuz
377 views

Peygamberimizin Ahlâkı:

Peygamberimiz, insanlar için bir örnektir: Biz her işimizde, her gidişimizde Peygamberimizi örnek tu­tarız. Peygamberimiz gibi yapmaya, Peygamberimiz gibi olmaya çalışırız. Onun yüksekliğine erişilmezse de erişmeye çalışırız.

Peygamberimiz, güler yüzlü, tatlı sözlüydü. Ağ­zından kötü bir söz çıkmaz, kimseyi incitmezdi. Öm­ründe hiç yalan söylememiştir. Verdiği sözden dön­mez, söz verdiği zaman, sözünü mutlaka yerine geti­rirdi.

Peygamberimiz, çok cesurdu. Korku nedir bilmez ve Allâh’tan başka kimseden korkmazdı. Muhârebelerde kılıç elinde düşmanlarla çarpıştı. Bütün kötü­lükleri kaldırdı.

Peygamberimiz, kötü adamlan hiç sevmezdi, kö­tülere karşı çok sert davranırdı. Kötülüğü görünce ateş püskürürdü, iyiliğe karşı ise kuzu gibi yumuşak davranırdı.

Peygamberimiz, başladığı işi bitirmeden bırak­mazdı. Hemşehrileri, Peygamberimize “El Emîn” (Gü­venilir insan) ismini vermişlerdi. Peygamberimiz, büyüklere saygı, küçüklere merhamet, şefkat göste­rirdi. Çocukları çok severdi. Hele yetim öksüz, kimse­siz çocuklara çok acırdı, onlara çok yardım ederdi. Kimsesizlerin işlerin igörmekten zevk duyardı.

Peygamberimizin Ahlâkı

Peygamberimiz, komşu hakkını çok gözetir ve onları hiç gücendirmezdi. Hizmetçileri de çok hoş tutardı. Kendisi ne yer, ne giyerse onlara da ondan yedirir ve giydirirdi.

Peygamberimiz çok cömertti, hiç bir şeyini esir­gemez, herkese elinden gelen yardımı yapardı.

Peygamberimiz, misâfirlerini güler yüzle karşı­lar, onlara elini uzatır, ellerini sıkar, kendisi hizmet eder ve giderlerken de kapıya kadar uğurlardı.

Peygamberimiz, hastaları ziyaret eder, onlann iyi olmalan için çalışır ve duâ ederlerdi.

Peygamberimiz, çok utangaçtı. (Utanmak hissi îmândan gelir, utanmak hissi olan kötülük yapamaz) buyururlardı.

Peygamberimiz, konuştuğu zaman tâne tâne söyler, mânâlı, kısa ve açık konuşurdu. Seslerini yük­seltmezlerdi. Sözlerini herkes rahatlıkla dinlerdi. Başkası konuşurken sözünü kesmez, konuşanı can kulağıyla dinlerdi.

Peygamberimiz, kimsenin evine, odasına izinsiz girmezdi. Bir yere misafirliğe gittiğinde evvelâ kapıyı çalar izin alır, kapı açılınca selâm verir ve içeriye girerdi.

Peygamberimiz, görüştüğü kimselerin ellerini sıkar hallerini, hatırlarını sorardı. Fakirleri çok korur­du Dilenciliği sevmez ve bundan kurtulmaları için onlara yardım eder, yol gösterirdi.

Peygamberimiz çok çalışkandı. Vaktini hiç boşu­na geçirmezdi. Çoluğunu çocuğunu geçindirmek için ticaretle meşgul olurdu. Alış verişte kıl kadar doğru­luktan ayrılmazdı. Doğruluğu ve doğru kimseleri çok severdi.

Peygamber Efendimiz evine, ailesine, çoluk çocu­kuna çok bağlı idi. Büyükleri sayar, küçükleri severdi. Çocukları kimin olursa olsun pek severdi. Çocuklarla karşılaştığında onlarla konuşur, onları okşar ve kok­lardı. Türfanda (yeni çıkmış) bir meyve getirirlerse evvelâ (ilk önce) çocukların en küçüğüne verirdi. Bir yere giderken en son ayrıldığı, gelince de en evvel bağrına bastığı çocukları ve torunları olurdu. Dua ederken bile onları bağrına basardı. Çocuklar, Alla­hın “Bir hediyesi”dir derdi. Tertemiz verilmiş olan bu hediyeyi, temiz tutmak, hiç bir suretle kirletmemek ana ve babanın vazifeleri olduğunu söylerdi.

Peygamberimiz, sade ve temiz giyinirdi. Temizli­ğe çok dikkat ederdi. Yemekleri de sade idi. Yemek seçmezdi. Ne bulursa onu yerdi. Sevmediği yemeği kötülemezlerdi. Yemekten önce ve sonra ellerini da­ima (her zaman) yıkardı.

İşte sevgili peygamberimizin ahlakı bu idi. Müslümamm diyen her akıllı insan, kendi hayatını dine ve Peygamberimizin ahlakına uydurmak zorundadır.

Zira bu kendi menfaatınadır. Güzel ahlak insanı Cennete götürür, Cehennem ateşinden muhafaza eder (korur).

Sevgili Peygamberimiz Hadis-i Şeriflerinde buyu­rur ki,

Peygamberimizin Ahlâkı:

“Güzel ahlak, iyi huy dinin mahfazası (kabı) dır.”

Nasıl ki her kıymetli, her değerli bir şeyin bir ka­bı bir muhafaza edildiği yer vardır. Din de güzel ah­lak ile muhafaza edilir. Güzel ahlak ile din yükselir. Güzel ahlaklı, müslümanlar çok olursa dini sevenler çoğalır. Ahlakı bozuk kimseler dinine zarar getirir.

Ashab-ı Kiram (Peygamberimizin arkadaşları) sordular:

Ya Resulallâh! İnsanların iman yönünden, iman eden kimselerin en üstünü kimdir? Resulûllâh şöyle buyurdu:

“Efdalül-Müminîyne ahsenühüm hulukan = mü­minlerin en üstünü, en faziletlisi, en değerlisi ahlakı güzel olandır.”

İnsanın îmanı, güzel ahlakıyla Kemâle erer, yük­selir. Güzel ahlak da insanı Cennete götürür. Neden? Çünkü insanın îmanı, kemâle erdikçe, yükseldikçe insan Cennet ehlinden olur. Güzel ahlaklı kimse dünyada da eşiyle, dostuyla, âilesiyle, akrabasıyla Cennet hayatı yaşar. Ahlakı güzel kimselerin arka­sından daima hayırla anılır.

 

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+


Eklenme Tarihi: 9 Nisan 2013

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın