Mümin için Beş Vakit Namaz Ne Anlama Gelir

yorumsuz
657 views

Mümin için Beş Vakit Namaz Ne Anlama Gelir

Kişi sabah namazını ikame etmekle taze bir güne Allah ile olan ahdini tazeleyerek başlar. Huşu duygusu ve Allah’a olan içten bağlılığı, kişinin sadece Allah rızası için sabahın erken saatinde kalkarak, güzelce abdest almasını ve Rabbinin huzuruna durmasını sağlıyor.

Bir ölüme benzeyen uykunun ağırlığından kurtulup, nefsine hakim olarak sabah namazına kalkan kimse Rabbi’ne bir adım daha yaklaşmış, Rabbi ile oian ahdini, yani sözleşmesini yenilemiştir. Abdest alarak maddî pisliklerden, namazı ikame ederek de manevî pisliklerden kendisini korumuş olacaktır. Rasûlullah (s.a.v.):

Mümin için Beş Vakit Namaz Ne Anlama Gelir
Mümin için Beş Vakit Namaz Ne Anlama Gelir

“Müslüman mü’min kul abdest aldığı zaman yüzünü yıkar, gözü ile baktığı her günah yüzünden su ile birlikte (veya suyun son damlası ile) çıkar. Ellerini yıkadığı zaman, ellerinin işlediği her günah, su ile beraber (veya suyun son damlası ile birlikte) ellerinden çıkar. Ayaklarını yıkadığı zaman, ayakları ile yürüyerek işlediği her günah, su ile beraber (veya

suyun son damlası ile) çıkar gider. Kul, sonunda günahlarından arınmış olarak çıkar.”

Sabah namazını eda eden kimse, artık günün meşgalesi içerisine dalmış olmakla birlikte öğle ve ikindi namazlarına zaman ayırarak, Rabbine karşı şükrünü ifa etmeye çalışır. Günün bitimindeki akşam namazı ile yine Rabbi ile başbaşa kalır.

Karanlık bastırınca gecenin kendisi için dinlenme vakti kılındığım anlar ve belki de onca yorgunluğuna rağmen, ölümle kucak kucağa olduğunun bilincinde olarak yatsı namazıyla gününü tamamlar. Geçirdiği günün bir muhasebesini yapar. Rabbinden gün içindeki hataları için bağışlanma diler ve sağlıcakla sabahlamanın temennisiyle, duasını yaparak yatağına yatar. Beş vakit namaz arasına bir de kuşluk, evvabin ve teheccüd gibi önemli nafile namazları da ekleyecek olursak, namazın hayatımızdaki yeri daha iyi anlaşılmış olacaktır. İşte bir mü’minin namazla dopdolu yirmi dört saatinin özeti…

Namazın huşu içinde olabilmesinin bir şartı da vakitlere dikkat edilmesidir. Tüm engelleri ve mazeretleri ortadan kaldırıp namazı ilk vaktinde kılmak, huşunun gereğidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) namaz vakitlerine çok dikkat eder ve namazlarını ilk vaktinde ikame ederdi.

Allah Rasûlü’ne (s.a.v.) “Amellerin en faziletlisi hangisidir?” diye soruldu da Rasûlullah (a.s.); “Vaktinde kılman namazdır,” buyurdu. “Sonra hangisidir?” denildi, “Anne ve babaya iyi davranmaktır,” buyurdu. “Bundan sonra hangisidir?” denildi, “Allah yolunda cihaddır,” buyurdu.

Başka hadislerde farklı öncelik sıralamaları olsa da burada şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Rasûlullah (a.s.), yukarıdaki ifadesinde namazı cihadın da önünde zikrederek, bu ibadetin ve onun ilk vaktinde kılınmasının önemini ortaya koymuş olmaktadır.

Namazlarımızda çokça okuduğumuz Maûn Sûresi’nde ise yine huşû duygusu kapsamında değerlendirilebilecek tarzda, kıldığımız namazların gafletten, gösterişten uzak olması ve bilinçli bir şekilde eda edilmesi gerektiğine şu ifadelerle vurgu yapılıyor:

4-“Vay haline o namaz kılanların…”

5-“Onlar ki, namazlarından gafildirler.”

6-“Onlar riyakârlık yaparlar.”

Bu âyetlerden şunu anlıyoruz: Vay haline, yazıklar olsun o namaz kılanlara! Çünkü onlar, bedenen ve lisanen namaz kıldıkları halde ruhen namazda değillerdir. Gafletten uyanmazlar, kıldıkları namazı gösteriş için, değerinden habersiz olarak kılarlar.

Ayetlerdeki “Veyl” kelimesi kınama ifade eder. Yani yazıklar olsun, vay onların hallerine, sonları çok feci olacaktır, kendileri azaba layıktırlar, demektir.

Yani bunlar, dilleriyle telâffuz ettiklerinden gaflette bulunurlar, ona önem vermezler. Hatadan hiç kurtulamazlar, ne için kıraatte, rükû ve secdede bulunduklarını asla düşünmezler.

Buradaki sehv/yanılgı ile kastedilen; namazların vakitlerini, şartlarını, gözetmemek, bütün namazları birer ihmal ve gaflet içinde kılmaktır. Namazlara ihtimam göstermemektir. Yoksa hakiki bir mü’min de bazen namazlarında sehv edebilir, yanılabilir. Bunun telafisi için sehiv secdesi yapmak, gerekiyorsa namazı iade etmek meşrûdur. Buradaki ifade, namaza bilerek önem vermeyenler içindir.

“Namazdan yanılma”nın nasıl olacağını biraz daha açıklayacak olursak; vaktinin gelip geçtiğine aldırış etmeyip onu vaktinden sonraya bırakmak, rükünlerine dikkat etmemek, terk etmekten kaçınmayıp, kılamadığında buna üzülmemektir. Kıldığı zaman da Allah için halis niyet ile kılmayıp, dünyaya ait birtakım maksatlar, gayeler için, münafıkça kılmaktır. Başkalarının yanında kılmaya özen gösterip, gizli yerlerde kılmamak, kıldıklarını da Hakk’ın huzurunda hayatın ruhânî ve cismânî bütün değişimlerini etkileyecek bir kulluk ve tazim niyetiyle kılmamaktır. Sûrenin 6. âyeti de zaten bunu ifade ediyor.

Bütün bunlardan sonra, huşû ile kılman bir namazın baştan sona ne ifade ettiğini şöyle bir düşünelim. Elbetteki huşû içinde kılınan namazdaki her hareketin belli bir anlamı olacaktır. Bunları şöylece özetleyebiliriz.

Mümin için Beş Vakit Namaz Ne Anlama Gelir,namaz nedir,namaz niçin bukara önemlidir,namaz kılmazsak ne olur ?

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Etiketler: ,
Eklenme Tarihi: 13 Ekim 2015

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın