Kocanın Hanımı Üzerindeki Hakları

yorumsuz
321 views

KOCANIN HANIMI ÜZERİNDEKİ HAKLARI

Bu cihan bağında mekân tutan herkesin haklan vardır. Vatandaşlık hakkı, komşu hakkı, akrabalık hakkı, ana baba hakkı, evlât hakkı ve daha neler. Kadının kocası üzerinde hakkı olduğu gibi, kocanın da zevcesi üzerinde hakları vardır. Serçe kuşu bile yuvasını bilirken, insan başıboş bırakılabilir mi?

Kadın, kocasının haklarını, koca da, kadının haklarını bilmek ve bunları yerine getirmek durumundadır. Her iki taraf sâdece “hak benim” der, öbür tarafa bir şey bırakmazsa bir arada geçinmek mümkün olmaz.

Kocanın Hanımı Üzerindeki Hakları Nelerdir ?

Hazret-i Aişe (Radıyallahü Anhâ)’den nakil: Resülüllah (Sallallahü Aleyhi Ve Sellem)’e şöyle sual etmiştim:Kadının üzerindeki hak yönünden insanların en büyük olanı hangisidir?”

Buyurdular ki:

Kocasıdır!”

Ben tekrar:

Bir erkek üzerinde bulunan hak yönünden halkın en büyüğü kimdir?” dedim. O:

Anasıdır!” cevabını verdi.”

Kadın, efendisinin İslâm’a zıt olmayan emirlerine itaat edecek, kocasının hizmetini bu ölçüler içinde yerine getirecektir. Şu da unutulmamalıdır ki: “Allah’a isyan olan noktada kula itaat yoktur.”

Meselâ: Bir adam karısına “namaz kılmayacaksın” demiş olsa, kadın kocanın bu emrine baş eğmez.

Kocanın kadın üzerindeki hakları şöyle sıralanabilir.

a)         Zevciyet vazifesi.

b)         Kocaya karşı itaat.

c)         Kocaya ezâ vermemek.

d)         Küfran-ı nimet etmemek.

e)         Kocanın izni olmadıkça nafile oruç tutmamak.

f)          Kocanın izni olmadıkça onun evine kimseyi sokmamak.

g)        Zevciyat Vazifesi

Koca her zaman kadınını arzu edebilir. Eğer bu arzu olumsa neslin devamı da mümkün olmaz. Tâ Haz- ret-i Adem’den son güne kadar hayat böyle akıp gidecektir. Evlenmek yalnız zevk için de değildir.

Kadının kocasına karşı birinci vazifesi zevciyettir. Bu hususu insanlığın efendisi ve Allah’ın Şerefli Resulü şöyle nazara veriyorlar:

Erkek, zevcesini yatağına çağırdığında ona gelmez de erkek ona öfkeli olarak gecelerse, melekler ta sabaha kadar kadına lanet ederler.”

Dinî ve bedenî hiçbir mazereti olmadığı halde kadın kocasının arzusunu geri geçirirse tekrar kocasına dönünceye kadar lanet oklarına hedef olur ki, bu az bir felâket değildir.

Yine aynı mevzuda bir başka hadis:

Bir erkek, zevcesini (nefsânî) bir haceti için çağırdığı vakit fırın başında olsa bile, davetine (uyup) ona gelsin.”

Fırın deyince telâş hatıra gelir. Ateş yakılmış, hamur hazır edilmiş, iş sadece ekmeği pişirmeye kalmıştır. İhmâl edildiği takdirde ateş söner, fırının kıvamı elden gider. Yani böyle bir durumda dahi, kocası kendisini davet ettiğinde, işleri bahane edip onun arzusunu geri çeviremez. Ve:

“- A huysuz adam, bu vakti mi buldun?” diyemez. Çünkü kadirim yüklendiği mükellefiyetin en büyüğü bu vazifedir. Kadın kocasını tersler, bunu bir âdet hâline getirirse, kocanın kadına karşı sevgisi yok olur. Hattâ nefret duymaya başlar. O zaman da aile hayatı çekilmez olur.

Riyah el-Kaysî şöyle hikâye eder:

“- Bana bir kadınla evlenmem teklif edildi. Ben de evlendim. Evlendiğim kadın, yatsıyı kıldıktan sonra, güzel kokular sürünür, en hoş elbiselerini giyer, ortalığı buhurla tütsüleyip yanıma gelir ve:

Efendi, derdi, bana bir ihtiyacın var mı?”

Evet dersem, yanımda kalır, hayır dersem giderdi. Benim için giydiği elbiseyi çıkarır, namaz için giyinir, sonra ibâdete başlardı. Geceyi ibadetle geçirir, yüzünü Rabbinin dergâhına tutar ve hıçkırırdı.”

İşte insanı mes’ut edecek, Rabbinin de rızasını kazanacak ve Cennetlere bir gelin gibi gidecek eş… Ömründe yüzü kıble bilmeyen bir kadın nerede, Rabbinin dergahında başı kesik mumlar gibi yanan hanım nerede?..

 

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Etiketler:
Eklenme Tarihi: 27 Şubat 2014

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın