Kadını Tehlikeden Korumak

yorumsuz
400 views

Kadını Tehlikeden Korumak

Bir erkek, kendi hanımını her türlü tehlikeye karşı korumakla da vazifelidir. Çünkü kadını Allah emaneti olarak almıştır. Bir erkeğin, hanımını yabancı erkeklerden kıskanması ayıplanmaz, ancak takdir edilir. Kıskanmak bir meziyettir ve dinî gayretin gereğidir.Kadınını kıskanmayan ve başkalarının kolunda yanak yanağa dans etmesine göz yuman adamlarda hayır yoktur. “Sen bizim kalbimize bak” demek, kimseyi felâketten kurtarmaz. Bu yüzden nice yuvalar yıkılmış, nice insanlar öldürülmüştür.

Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi Ve Sellem) ümmetine şöyle buyurmuştur:Ey Muhammedin ümmeti! Hiçbir ferd erkek ve kadın kulunu zina ederken gördüğünde Allah’tan daha kıskanç olmamıştır. Ey Ümmet-i Muhammed! Eğer siz benim bilmekte olduğumu bilseydiniz, az güler, çok ağlardınız.”

Ne yazık ki, insanların gafleti dağları aştı. Dünya, insanları değirmeninde öğütür de Ademoğlu yine ibret almaz. Kadının erkeğin birbirine karıştığı ve herkesin hürriyetten dem vurduğu bir zamanda yaşıyoruz. İnsan kendine yazık etmektedir…

İslamda Kadını Tehlikeden Korumak Nedir ?

Muğire bin Şu’be Hazretlerinden şöyle nakledilmiştir: (Bir gün) Sa’d bin Ubâde, “Şayet ben, bir adamı karımla bir arada görsem kılıç(ım)ın yan tarafı olmaksızın (keskin yüzü ile), onun boynunu vururdum” demişti. Nebi (Sallallahü Aleyhi Ve Sellem), bunun üze- – rine şöyle buyurdu:

Sa’d’in kıskançlığına hayret mi ediyorsunuz. Ben, elbette ondan daha fazla kıskancım. Hakikat, Allah da benden ziyade kıskanç (İlâhî bir gayret sahibedir).”

Evet: Erkek karısını kıskandığı gibi kadın da kocasını kıskanır. Bu ayıplanmaz ve günah da sayılmaz. Fakat aşırı gitmemek şarttır. Kadının kocasını kıskanması bir yerde onu sevdiğinin delilidir. Peygamber-i Zîşan efendimizin pâk zevceleri Resûl-i Ekrem’i sevmede âdeta birbirleriyle yarış etmişlerdir. Hazret-i Aişe validemiz içlerinde en gençleri olduğu halde çok kere Hazret-i Hatice’nin Peygamberler Peygamberinin nezdindeki yerini kıskanmıştır. Çünkü Nebiler Sultanı Hatice (Radı- yallahü Anhâ)’yı çok anar, her zaman ona vefa gösterirdi. Hazret-i Hatice hayatta olduğu müddetçe efendimiz bir başka kadın almamışlardı. Hatice, bütün gönlüyle Varlığın nurunu sevmiş ve bütün servetini onun yoluna feda etmişti. Yine Kâinatın efendisinin çocukları hep Hazretti Hatice’den dünyaya gelmişti. Onun bu meziyeti ve fazlı, diğer zevcelerin gıpta etmelerine yol açmıştır.

Bir insan, eğer gönlünde az bir îman cevheri ve ahlâk pırıltısı varsa hanımını başkalarının kucağına veremez, kendisi de bir başkasının hanımını kucağına alıp dans edemez. Ne var ki, insanların beynini uyuşturdular. Asrîlik ve moda adı altında yapılan rezaletlerden şeytan bile iğrenir oldu…

Ey insan!

Ne zaman çocukluktan çıkıp kemâl yaşma ereceksin? Niye kendine ve ehline sahip olmuyorsun? Niye şeytanı dinliyor da meleği duymuyorsun?Dünya seni aldatmasın, çünkü dünyanın sonu haraptır. Senin akıbetin de türabtır. Mezarda geçireceğin günleri niye hesaba katmıyorsun. Yoksa ölüp gidenler senin hesabına mı ölüp gidiyorlar?

Gel söz dinle! Nefsine takva sopası ile vur. Nefsin her arzu ettiğini ona verirsen, sonra kendine verecek bir şey bulamazsın. Başına nedamet taşı dokunmadan Rabbine dön. Günahların için bağış dile.

Aileni, Mecnun’un Leylâ’yı kıskandığı kadar kıskan ve fakat kadının esiri olma. Paranı orada burada faydasız şeylere harcama. Ancak evin ve eşin için harcaman müstesna… Nebiler Nebisi buyuruyorlar ki:

“- Allah yolunda harcadığın para, bir köle azâd için verilen para ve ehl-ü iyâline sarfettiğin paralar yok mu? İşte bunların ecir bakımından en üstünü ailene sarfettiğin paradır.”

Evet:

Bülbül gerekir ona, baykuş gülü yâr etmez.

Vefasız sevgililer bir gün intizâr etmez!

A gönül İsmaili, İbrahim’e teslim ol,

Hak’tan yüz çevireni kimse bahtiyar etmez!

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Etiketler:
Eklenme Tarihi: 26 Şubat 2014

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın