İslam nedemektir ?

yorumsuz
570 views

 İslam ne demektir?

İslam, silm ve selam köklerinden gelen bir kelime olup Al­lah’a teslimiyet anlamını taşır. Silm; banş, güven, huzur de­mektir. Selam da mutluluk esenlik ve güven anlamlarına gelir. Demek oluyor ki, İslam’ın temelinde banş, güven, mutluluk ve esenlik vardır. Başka bir deyimle, İslam bunları amaçlamakta­dır. Bunu şu şekilde de ifade edebiliriz: Bu değerlerin bulundu­ğu yerde İslam kendiliğinden varolmaktadır. Kur’an, silm ve selam kavramlarına yer verdiği ayetlerinde, şurada işaret etti­ğimiz gerçeğe parmak basmaktadır. Bakara suresi 208. ayet şöyle diyor: “Ey inananlar! Hepiniz toptan silme girin.” Yu­nus suresi 25. ayet de şöyledir: “Allah, selam yurduna çağı­rır.”

Kur’an’m: “Allah katında din İslam’dır.” sözünü bu açıdan değerlendirebilir miyiz?

Gerek Ah Imran suresinin bu 19. ayeti, gerekse aynı sure­nin: “Kim İslam’dan başka bir din ararsa, onun bu dini ka­bul edilmez.” mealindeki 85. ayetinin hedeflediği anlamı, yu­karıdaki açıklamanın ışığında değerlendirmek gerekir. O hal­de, barış, güven ve huzur amaçlamayan bir arayış, Allah’ın gön­derdiği ve uymamızı beklediği din olamaz.

 İslam ne demektir?

Bütün bunlar gösteriyor ki, Kur’an’da kullanılan İslam ke­limesinin biri geniş, biri dar olmak üzere iki çerçevesi vardır: Bi­rinci çerçeve, şuraya kadar çizdiğimiz banş, güven ve huzur çerçevesidir. Dünyanın neresinde ve hangi anlayış adına sergi­lenirse sergilensin, bu çerçeveye giren bütün gayret ve oluşlar İslâmî’dir. Kur’an bu anlamda ilk insan ve ilk peygamber olan Hz.Âdem’den beri bütün vahye dayalı dinlere İslam demekte­dir. Yani İslam, geniş mânasıyla din gerçeğinin genel adı­dır.Sıfatı, onun ameldeki noksanlığı yüzünden ortadan kalk­maz. Mümin olmak için istenen, iman şartlarını gönülden be­nimsemektir. Bunu yapan kişi yeterince ibadet yapmasa bile yi­ne mümindir. Elverir ki herhangi bir inkâra sapmasın.

Bu açıdan bakıldığında, İslam dünyasının şurasında bura­sında, mezhep tartışmaları yüzünden birbirini imansızlık, İs­lam dişilik vs. ile suçlayan kişi ve grupların Kurana ve Hz.Mu- hammed’e ters düştüklerini ve kendilerine en ağır zulmü reva gördüklerini rahatlıkla söyleyebiliriz.

 İslam kavramını değerlendirirken kullandığımız genel ve özel çerçeveler, iman bahsinde de söz konusu olabilir mi?

Evet, olabilir. Bu da, Kur’an-ı Kerim’in yaklaşımlarından biridir. Şu kadarını söyleyelim: Genel anlamda mümin katego­risine, bütün peygamberli din mensuplan girmektedir. Kur’an bunlara “Ehlikitap” demektedir. Ehlikitap, iman esaslarının temel aksiyomlarına inanan geniş bir kitle oluşturmaktadır. Bunun da ötesinde, Kur’an Ehlikitap’ı, yani Yahudileri, Hıristi- yanlan, Müslümanlarla, Allah’ın birliği etrafında hareket be­raberliğine çağırmaktadır. Esasen, imanın tek kelimeyle ifade­si, Allah’ın birliğine inanmak olarak verilebilir. Buna tevhit denir.

 İslam ne demektir?

Tevhidin formül cümlesi ise, Lâ ilâhe illallah = Al­lah’tan başka ilah yoktur.” sözüdür. Kurana göre, Ehlikitap ve Müslümanlar bu formül etrafında birleşmelidirler. Bu for­mülde birleşenler, bir iman birliği oluştururlar. Bu formüle inananların hepsi, bu anlamda mümindir. Âli İmran suresi, 64. ayet, son derece açıktır. Ey Peygamber! De ki: Ey Kitap Eh­li! Bizimle sizin aranızda aynı olan bir formül etrafında birleşmeye gelin. Yani, Allah’tan başkasına tapmayalım,

O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım, Allah’ı bırakıp da, birbirimizi rabbler edinmeyelim. Eğer Kitap Ehli bu çağ­rıdan yüz çevirirlerse, o zaman onlara şöyle söyle: Şhit olun, biz gerçek Müslümanlanz.”

Kuran bu perspektifini daha iyi tanıtmak için, Hıristiyan­ların iyiliklerini, Allah’a yakınlık ve hizmet ifade eden davra­nışlarını övmüş ve bu davranışları sergileyenleri cennetle müj­delemiştir. (bk. Mâide, 62-65)

Yani, şirke düşmeyen kişi ve zümrelerin ebedî ha­yatları, kesin bir karanlığa mahkûm değil midir?

Hayır, değildir. Allah dilerse onları affeder, dilerse ceza­landırır. Kur’an, bu noktada gayet açık konuşmaktadır: Nisa suresi 48 ve 116. ayetler aynen şöyle demektedir: ‘Hiç kuşku­nuz olmasın ki, Allah kendine ortak koşanları bağışla­maz. Bunun dışında kalan günahları dilediği kimseden affeder.” Demek olur ki, ebedî kurtuluşu ortadan kaldıran, Al­lah’ın birliğini inkâr, yani şirktir (putperestlik). Ehlikitap ise müşrik değildir.

İşte bizim, imanın geniş anlamıyla ifadeye koymaya çalıştı­ğımız Kur’an gerçeği budur.

Dar anlamda imanın, yani Kur’anî ve Muhammedi stan­dartlara uygun imamn elbette ki, bir mükemmellik farkı var­dır. Fakat unutmamak lazım ki, mükemmel olmamakla, yeterli olmamak ayn ayn şeylerdir.

Burada, Kuranın Bakara suresi 62. ayetine dikkat çek­mek gerekiyor. Bu ayet şöyledir: “Müslümanlar, Yahudi- ler, Hıristiy anlar ve Sabitler den kim Allah’a ve âhire t gününe inanır ve iyi hareketlerde bulunursa onların Rableri katında elbette ödülleri olacaktır. Onlara bir korku da yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklar­dır.”

Çağımızın en değerli İslam bilginlerinden biri olan Mu- hammed Hamidullah’a göre: “İslam’a göre din ve gerçek imanın esas yapısı bu ayette ortaya konmuştur.” (Hami- dullah; İslam Peygamberi, cilt: 1, paragraf, 353)

Bu ayetin; dış patenti ne olursa olsun, Cenab-ı Hakk’a ve son hesap gününe inanan bütün insanlara kurtuluş kapışım aç­tığı kesindir. Ayeti, parantez içi bazı ilavelerle başka mânalara çekip espriyi değiştirmeye hakkımız yoktur. Böyle bir şey yap­mak, Kuranı isabetsiz söz söylemekle itham olur ki, bundan Allah’a sığınırız. Ayette sayılan zümreleri, İslâmî mânada iman edenler diye göstermek tutarsızdır. Süleyman Ateş bu konuda şöyle diyor:

“Bu ayet, Mâide suresinde de tekrar edilmiştir. Gerek iki kez inmiş olan bu ayetten gerek Kuranın başka ayetlerinden anlıyoruz ki Allah, cennete girmek için üç şart belirlemiştir:

1-Allah’a şirksiz iman,

2) Ahiret gününe iman,

3) Sâlih amel: Al­lah’a ibadet etmek ve yararlı iş yapmak.

İşte bu şartlan yerine getiren kul, Kur’an’a göre cennetliktir. Ibn Abbas’a dayandın- lan bir söze göre güya bu ayet neshedilmiştir. Bu söz doğru ola­maz. Çünkü bu ayet emir değil, haberdir. Yani Allah burada bir şeyin yapılmasını emretmiyor, bir gerçeği haber veriyor. Haber verilen gerçek değişmez ki neshedilsin. Hâşa böyle birşey, Al­lah’a yalan isnat etmek olur. Böyle birşey Allah’ın şanına yakış­maz.” (bk. Ateş; Tefsir, 1/174-175)

Görüldüğü gibi, Kuranın sergilediği sınırsız evrensellik ve rahmet, ne Katolik kilisesinin “kilise dışında kurtuluş yok­tur” (No Salvation out of the Church) anlayışına ne diğer inanış- lann kendi dışındakileri mahvolmuş mahluklar gören bağnaz­lıklarına tenezzül eder. O, gerçekten “âlemlerin Rabbi”nin, “âlemlere rahmet” olan Peygamberi aracılığıyla insanlığa uzanan mutluluk ve esenlik elidir.

Şimdi, imanın temel şartlarını başlıklar halinde sayabilir miyiz?

İmanın temel şartlan Kurana göre 5’tir:

1-  Allah’a iman,

2-   Meleklere iman,

3-   İlahî kitaplara iman,

4-   Peygamberlere iman,

5-   Ahirete iman,

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Etiketler:
Eklenme Tarihi: 30 Nisan 2013

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın