İnsanın Yaratılış Amacı

yorumsuz
468 views

İnsanın Yaratılış Amacı

İnsan Doğası dünyadaki bütün varlıklar bir amaca yönelik yaratılmışlardır. Canlı ve cansız her varlık, yaratılış amacına uygun davranmaktadır. Bitkiler ne yapmaları gerekiyorsa onu yapmak- :adır. Uygun ortamlarını bulduklarında yeşerip büyümekte, havadan karbondioksit alarak hayatımızın temeli olan oksijen üretmekte, beslenmemiz için türlü meyveler vermektedir. Bu görevlerini, yaratıldıkları andan itibaren aksatmadan yerine getirmektedir.

Bu konuyla ilgili olarak Yüce Rabbimiz; “O, göklerden sizin için su indirendir. İçilecek su andandır. Hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler de onunla meydana gelir” (Nahl, 16/10);

Hayvanlara Verilen Görevler

Hayvanlar da, Allah’ın onlara içgüdü olarak verdiği görevlerini yerine getirme konusun­ca hata yapmamaktadır. İlk yaratıldığı günden beri bal üretmeye başlayan bal arısı, aynı görevini eksiksiz yerine getirmektedir.

“Rabbin bal arısına şöyle ilham etti: “Dağlardan, ağaçlardan ve insan­ların yaptıkları çardaklardan (kovanlardan) kendine evler edin” (Nahl, 16/68).

İnsanın Yaratılış Amacı

İsanın yaratılış amacı diğer canlılardan çok farklıdır. Diğer canlılar insanın bu dünyadaki :emel ihtiyaçlarını gidermeye yönelik içgüdüsel bir görevi yerine getirirken, insanın yaratılı- s tamamen farklıdır. İnsana diğer canlılardan ayrı olarak birtakım özel nitelikler verilmiştir.

Bu nitelikler, insanın kendisini sevk ve idare etmeye yönelik iradi özelliklerdir. Bu özellik- er insana sorumluluk alma ve yerine getirme yükümlülüğü vermektedir.

Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’e göre emaneti yüklenen insan; Kur’an’ı okuyup anlama ve gereklerini yerine getirme, sorumluluk duygusu, kendini geliştirme, olgunlaşma, sevme-sevilme ve Allah’ın buyruklarını yerine getirme konusunda sorumluluk altına girmeyi kabul etmiştir.

İlâhi emaneti yüklenen insan, yaratıldığı günden bu yana gelişerek kendinde mevcut niteliklerini açığa çıkarmaya çalışmıştır. Bu yöndeki bütün davranışlarından da Allah (c.c.) katında sorumlu tutulmuştur.

Allah Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de, insanın niçin yaratıldığını ve sorumluluklarını açık bir şekil­de sıralamaktadır:

  • “Yoksa o insan hiçbir şey değilken, bizim, kendisini yaratmış olduğumuzu düşünmez mi?” (Meryem, 19/67).

•”Çünkü biz insanı karıştırılmış bir nutfeden yarattık; onu imtihan ediyoruz. Bu itibarla onu işiten ve gören bir varlık yaptık” (İnsan, 76/2).

•”Biz, yeryüzünde bulunan şeyleri, insanlardan hangilerinin daha güzel iş işlediklerini denemek için yeryüzüne süs yaptık.” (Kehf, 18/7).

•”Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım” (Zâriyât, 51/56).

İnsan Doğası ve Din

İnsan, Allah’ı tanımaya ve O’na inanmaya elverişli bir yapıda yaratılmıştır. Hatta insan, fıtraten maddî âlemden ruhanî âleme doğru bir gelişme gösterme özelliğine sahiptir. Bu hususta Yüce Yaratıcımız;

“Biz insanı en güzel biçimde yarattık” (Tîn, 95/4); “Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. Allah’ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata/hak dine sımsıkı tutun. Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur. İşte bu dos­doğru dindir. Fakat insanların çoğu bilmez” (Rûm, 30/30) buyurmaktadır.

İnsan çocukluğundan itibaren dini kabule, anlamaya ve yaşamaya elverişli bir doğaya sahiptir. Sevgili Peygamberimizin “”Her insan fıtrat üzere doğar, anne-babası daha son­ra onu Mecûsi, Yahûdi veya Hıristiyan yapar” (Müslim, Kader, 6, (25), III/2048) hadisi, her çocuğun dini anlama, kavrama, inanma ve yaşamaya uygun bir fıtrat üzerine yaratıldı­ğını, ancak doğduktan sonra ve gelişme ortamına göre anne-babasının dinî kültürünü kabul ettiğini ifade etmektedir.

Çocuk doğduğu andan itibaren birtakım gelişim evreleri yaşar. Her evrede yaşaması ve gidermesi gereken bazı ihtiyaçları vardır. Bu ihtiyaçların karşılanmasında dinin rolü büyüktür. Çocuk belirli bir yaştan sonra anne-babanın vereceği sevgi ve güven duygula­rının sınırlı olduğunu anlar ve sınırsız sevgiye, yani Allah’a yönelir; sınırsız güveni ancak Allah’ta bulur.

Bunun yanında insan, yaratılıştan kendi iradesiyle Allah’a inanmama özgürlüğüne de sahiptir. İnsan hayatta dinî bir çevrede büyümemesi veya yaşadığı birtakım olayların da etkisiyle herhangi bir dini kabul etmeyebilir. Allah inanma ve inanmama konusunda insanları serbest bırakmış, inanmaya zorlamamıştır. Yüce kitabımızda ifade edildiği gibi;

“Dinde zorlama yoktur” (Bakara, 2/256).

Ancak insan gelişim özellikleri itibariyle dini kabullenmeye, anlamaya ve ona göre yaşa­maya elverişli bir yapıya sahiptir.
Dinin İnsan Hayatındaki Yeri ve ÖnemiDin, insanın aklına, kalbine ve duygularına hitap ederek, insanın davranışlarını insani­leştirir; onun nefsini temizlemesine yardımcı olur ve insanca yaşamanın normlarını ona sunar. Böylece toplumda sosyal ve bireysel hayatın Allah’ın rızasına uygun bir niteliğe kavuşmasını sağlar.

insanın birtakım tabii eğilimlerle doğduğu ve ruh sağlığı ve başarısı için bu eğilimler doğrultusunda eğitilmesi gerektiği bilinen bir gerçektir. İnsanın fıtratı doğrultusunda yönlendirilmesi, bu dünyada daha olgun ve yaratılış gayesine uygun biçimde mutlu olması için bir ön koşul olarak karşımıza çıkmaktadır.

İnsanın Yaratılış Amacı

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+


Eklenme Tarihi: 7 Mayıs 2013

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın