Dua Etmek

yorumsuz
1.668 views

Dua Etmek

Bu Hadis-i Şerîf, dua ettim de kabul etmedi di­yen kimselere çok güzel bir ders veriyor. Çünkü yapı­lan dua sahibine mutlak bir hayır (iyilik) ve fayda (yarar) sağlar. Okuduğumuz bu Hadis-i Şerifdeki üç mânâyı düşünelim.Aslında dua etmek bir Müslüman için en küçük ibadettir. Dua etmenin sevabı pek çoktur. Dua etme­nin pek çok faydalan vardır. Dua mü’minin can si­gortasıdır.

Sevgili Peygamberimiz (Aleyhisselâm) buyurur ki:

Ma’nası: “Dua ibadetin ta kendisidir. Dua, ibadetin özü ve iliğidir.” Demek ki, dua en büyük ibâdet, hem de ibâdetin özü, iliği ve beyni mesâbesindedir. Peygamberimiz (S.A.V.) buyurmuştur ki:

“Dua, Müzminlerin, (inananların) silahıdır.”

Mü’minler, Müslümanlar, dualar  sayesinde her türlü şerlerden, bütün zararlardan korunabilir. Bu zararlar nefsinden olabilir, Cin şeytanlardan ve in­san şeytanlarından olabilir.

Cenab-ı Hak, Nas Sûresinde öyle buyuruyor:

“Minel-Cinneti ven-Nâs = İnsanlara zarar veren, vesvese veren o şeytan cinlerden de olur, insanlardan da…” İşte ey kulum, bu zararlardan duâ ederek Al­lâh’a sığın kendini O’nun yardımına teslim et ki, 0 zaman sana hiç bir zarar gelmez demektir.

Dua Etmek

Allahü Teala’nın bütün peygamberleri (A.S.) hiçbir günahları olmadığı halde Allah’a devamlı dua eetmişlerdir.Günahsız olan Peygamber (A.S.)ler böyle dua ederken, kendisini günahtan kurtaramayan bizim gibi aciz kulların da elbette ki devamlı dua etmemiz kendi saadet ve selametimiz için gerekli ve şarttır.

Allahü Teala, yüce Peygamberlerinin nasıl dua ettiklerini bizlere bildirmektedir. Bu duaları Kur’an-ı Kerîm bizlere en güzel bir şekilde örnekler vererek öğretmektedir.

Allâh’m (c.c.) Yüce Peygamberi Âdem (A.S.) cen­netteki yasak meyveden yiyip de cennetten yer yü­züne indirildiği zaman Yüce Rabbına şöyle yalvarıp niyâz ederek duâ ediyordu:

Rabbena zalemrıâ enfüsenâ ve inlem tağfır lenâ ve terhamnâ le’nefeûnenne minel hâsiriyn.

Ma’nâsı: “Ey Yüce Rabbimiz! Kendi canımıza yazıfe ettik, öz nefsimize zulmettik. Eğer, sen bizi bağışlamaz ve esirgemez, acımazsan, biz ziyan edenlerden, hüsran içinde kalanlardan, her şeyini kaybedenlerden oluruz.” diyordu.

Allâhü Teâlâ’ya bu şekilde yalvarıp yakarıyor, göz yaşları döküyordu. Gece gündüz aylar, seneler böyle Allâh’a duâlar okuyarak geçiyordu.

Hz. Âdem Aleyhisselâm ile Hz. Havvâ Validemiz, cennette mutlu bir hayat yaşıyorlardı. İnsanın en bü­yük düşmanı olan şeytan-ı aleyhillâ’neh bunlara bir düşmanlık edeyim ve kandırayım da, cennetten çı­kartayım Âdem yüzünden, Âdeme Secde etmediğin- dem la’netlendim, Allâhm lâ’net halkası boynuma geçti diye uğraşmaya başladı. Günler, aylar uğraşır­ken bir gün Havvâ validemize yaklaşıp:

“Şu ağacın meyvesinden yerseniz bir daha bu cen­netten çıkmayacaksınız, hiç ölüm yüzü görmiyeceksiniz, devamlı olarak cennette kalacaksınız ve Allah’ın Melek­lerine benziyeceksiniz” diye aldatmaya ve o yasak ağa­cın meyvesinden yedirmeye uğraştı. Onlar da o ya­sak meyveden yediler ve Cenab-ı Hak, kendilerini cennetten çıkanp yeryüzüne indirdi.

Şeytan Hz. Havvayı kandırdı. Hz. Havvada Hz. Âdem (Aleyhisselâmı) yanılttı ve Cennette kalacağız diye yasak meyveden yediler.

Cenab-ı Hak, Âdem (A.S.) ile Havvâ validemizi yukarıdaki duânın yüzü suyu hürmetine affedip ba­ğışladı. Hz. Âdem (A.S.) in tevbesini kabul etti.

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Etiketler: ,
Eklenme Tarihi: 8 Nisan 2013

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın