Büyük Günahlar Seyyie

yorumsuz
331 views

SEYYİE

(Çirkinlik, kötülük, yanlış, zararlı fiil, utanç, azap, mutsuzluk, gerilik)

Kuran’ın günah esprisini ifade eden en geniş çerçeve­li kavramıdır. Seyyie (çoğulu: seyyiât), sû’, sûâ, sev’e (ço­ğulu: sev’ât), müsî’ (seyyie işleyen) gibi isim şekillerinin hep­si aynı anlamdadır. Ayrıca sâe-sâet, sle-sîet, sâû, esâû, yesû’ü vs. gibi fiil şekilleri de kullanılır.

Kısacası, seyyienin kökü olan sev’ veya sû’, türevleriyle birlikte yaklaşık 160 yerde kullanılmaktadır.

O halde, bu kavramın Kuran mesajını anlamak bakımın­dan yeri ve değeri büyüktür.

Seyyienin karşıtı olan hasene (güzel, güzellik, güzel fiil ve söz)‘nin Kur’an’da iki yüze yakın yerde kullanılmış olması da seyyie-hasene parite veya zıdlığının oluş bünyesindeki önemine dikkat çeker.

Sû’, Kur an dilinin ölümsüz ustası Râgıb el-Isfahanî (ölm. 502/1108) tarafından şöyle tanımlanmıştır: “Sû’, insanı üzüp kederlendiren dünyevî ve uhrevhı her türlü durumdur. Bu, bedensel olabileceği gibi, psikolojik de olabilir. Serveti, ünü veya dostu kaybetmek vs. bu cümledendir. Zaman içinde sû’, her türlü çirkinliğe ad olmuştur. Bu yüzden sû’nun kar­şıtı hüsnâ (güzellik, güzel )’dır.

Büyük Günahlar Seyyie

Seyyie ise, güzel hareket anlamındaki hasene’nin karşı­tı olup çirkin fiil demektir.

Aynı kökten gelen sev’e, yine çirkinlik veya utandırıcı şey anlamında kullanılır. Mesela Kur an, Hz. Âdem’le Havva’nın edep yerlerinden bahseder­ken bu sev’e kelimesinin çoğulu olan sev’ât deyimini kulla­nır. Kardeşini öldüren Kaabil’in ortadan kaldırmak için çır­pındığı ceset de sev’e diye adlandırılıyor ki bir kötülüğün ürünü olarak ortaya çıkmış suç delili, suç belirtisi, günah ürünü demek olur. (bk. Mâide, 31; Araf, 20-21, 27; Taha, 121)

Râgıb, seyyie ve hasene konusunda şu bilgiyi de veri­yor: “Seyyie (çirkin fiil) veya hasene (güzel fiil) iki çeşittir: Din ve aklın çirkin veya güzel görüp algıladığı şeyler, insan tabiatının çirkin veya güzel görüp algıladığı şeyler.”

O halde seyyie ve hasene dinin tespitleriyle sınırlı değil­dir. Ama onlar, insanın sübjektif tespitleriyle de sınırlandırı­lamaz. Kur’an bu iki kavramın mutlak ve rölatif yanları olduğunu bize gösteriyor. Vahyin ve aklın çirkin veya güzel gösterdikleri mutlak kutuptakiler, insanın tespitlerine bıra­kılanlar ise rölatif kutuptakilerdir.

Rölatif kutupta yer alan seyyie ve hasene sürekli değişir, zamana ve mekana göre yeni tanımlar ve boyutlar kazanır. Kuran bu rölatif çirkini karşılamak için münker, rölatif güzel ve iyiyi karşılamak için de mâruf deyimini kullanır, (bk. KTK; Münker ve Mâruf mdl.)

Kuran bu rölatif seyyieye veya seyyienin rölatifliğine örnek olacak birçok beyan taşımaktadır. Mesela, Şuara 173. ve Nemi 58. ayetler peygamberlerine isyan eden toplulukla­rın üzerine yağdırılan yağmuru (çirkin, perişan edici yağırıur) diye adlandırırken sû’ kökünden bir fiil olan sâe fiilini kullanır. Burada yağmur, helak edilecek topluluk açısından çirkindir, varlık yapısı bakımından değil. Aynı yağmur, me­sela çömlekçi için çirkin, çiftçi için çok güzel olabilir. Nite­kim, anılan ayetler, helake sebep olan yağmuru, “korkutulan bir topluluğun yağmuru” diye anmaktadır.

Seyyie, insanın kendi elinin ürünüdür. Mutlaktan seyyie çıkmaz, hep hasene çıkar. Ve mutlak, buna rağmen, insanın, seyyieleri yüzünden ümitsiîliğe düşmesini istemiyor. Bu da O’nun rahmetinin bir gereğidir, (bk. Rum, 36)

İnsan, nefs ve şeytanın, yani karanlık kuvvetin dürtüle­riyle zanl arını hep kötü görme yönünde kullanır ve hayatını kaosa çevirir. (Fetih, 6, 12) Bunun içindir ki Kur an, mümini sürekli güzel görmeye, zandan uzak durmaya ve güzel hare­ketler sergileyip güzeli sevmeye davet eder.

Salih amel, yani insanlığın hayrına çalışıp barışçıl hare­ketler sergilemek de seyyieyi haseneye çeviren emin yollar­dan biridir, (bk. Ankebût, 7; Teğâbun, 9)

Ne ilginçtir ki, Kur’an, seyyie sergileyen tip (el-müsi) ile hasene sergileyen tip arasındaki farkı körle gören kişi ara­sındaki farka benzetir ve seyyieci tipi iman ve amel-i salih- ten uzak kalan kişi olarak tanıtır, (bk. Mümin, 58) Buna dayanarak denilebilir ki, Kur’an, sonsuz kurtuluşu yitirmiş, kaosa yenik düşmüş insandan, Allah’a imanı olmayan ve ba­rışçıl hizmetler sergilemeyen insanı anlamaktadır. (Seyyie konusunda geniş bilgi için bk. KTK. Seyyie md.)

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Etiketler:
Eklenme Tarihi: 3 Nisan 2013

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın